Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı  Forumu  Forum Ana Sayfa Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu

( YOLUMUZ İLİM , İRFAN VE İNSANLIK SEVGİSİ ÜZERİNE KURULMUŞTUR ! )
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

HACI BEKTAŞ TASAVVUFUNDA DÖRT KAPI KIRK MAKAM

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu Forum Ana Sayfa -> Hünkar Hacı Bektaş Veli
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
can



Kayıt: 13 Ksm 2007
Mesajlar: 147
Konum: ankara

MesajTarih: Pts Ksm 23, 2009 1:38 pm    Mesaj konusu: HACI BEKTAŞ TASAVVUFUNDA DÖRT KAPI KIRK MAKAM Alıntıyla Cevap Gönder

HACI BEKTAŞ TASAVVUFUNDA DÖRT KAPI KIRK MAKAM

Alevî-Bektaşî öğretisi, dört ana tema üzerine oturmaktadır. Bu dört ana tema: “Şeriat, Tarikat, Marifet ve Sırr-ı Hakikat”kapılarıdır. Her kapının on makamı vardır. Bunun içindir ki bu algılayış Bektaşî felsefesinde dört kapı kırk makam biçiminde formüle edilmiştir. Bu düşünce ilk önce Ahmet Yesevî tarafından “Fakirname”de dile getirilmiştir. İnancı dört bölüme ayırarak öğrenme kolaylığı sağlamak hedeflenmiştir. Bu görüş daha sonra “Makalat”ta da aynı şekilde ifade edilmektedir.

Yunus Emre tarafından da aynı şekilde terennüm edilen “Dört Kapı Kırk Makam” anlayışı Türk İslam tasavvufunun temel anlayışını oluşturmuştur:

“Kırk bin kırk dört tabakat meşayih evliyalar

Dört kapıdır kırk makam dem evliya demidir”

“Şeriat, tarikat yoldur varana,

Hakikat, marifet andan içeru”

“Evvel kapı şeriat, geçse andan tarikat

Gönül evi marifet, ışk hakikat içinde”

Harabî’nin anlatımı da batınî bir yorumu vermektedir:

“Şer-i şerif inkâr olunmaz ama, şeriat var şeriattan içeri,

Tarikatsız Allah bulunmaz ama, tarikat var tarikattan içeri.

Gördüğün şeriat şeriat değil, gittiğin tarikat tarikat değil,

Marifet sandığın marifet değil, marifet var marifetten içeri.

Vech-i Harabiyye gel eyle dikkat, Hakk’ın cemalini eylesin rüyet,

Sadece Hakk vardır demek değil hakikat, hakikat var hakikatten içeri.”


1) Hakikat Kapısı

2) Marifet Kapısı

3) Tarikat Kapısı

4) Şeriat Kapısı



HAKİKAT KAPISI:

Dört Kapı Kırk Makam öğretisinin son kapısı olan Sırr-ı Hakikat Kapısı, Hünkâr’ın deyimiyle, “Tanrı’yı kendi özünde bulma”makamıdır. Bu kapıda, can gözünü perdeleyen perdeler bir bir açılmış, hakkı da batınî ve zahirî dünyayı da görür olmuştur. Bir insana baktığında onun bulunduğu makamın derecesini hemen anlar vaziyete gelmiştir. Hallac-ı Mansur’un‚ “Ene’l-Hakk” diye seslendiği kemalet makamıdır. İnsan, sonsuz âlemin değil, en ufak canlının da aynası olduğunu ve onları yansıttığını bilir. Büyük ozan Muhyî’nin dediği gibi:

“Her ne varsa bu âlemde, hepsi mevuttur Âdem’de

Ben de sığar iki cihan, ben bu cihana sığmam”

Bu kapıya gelip Hakk’la hak olmuş kişi, hakikatin dil yoluyla anlatımının mümkün olmadığı bilir ve gerçeği mecaz ve sembollerle anlatmaya çalışır.

Bu kapıya ulaşmış insan, varlığın sürekli bir tekâmül içerisinde olduğunu anlar. Kalıplaşmış dinlerdeki ceza, yargı, cennet, cehennem, sırat köprüsü gibi kavramlar farklı anlamlar taşır. Hepsi de bu dünya hayatında olmaktadır. Sırat köprüsü, ölümden sonra geçilecek, kıldan ince kılıçtan keskin olduğu tabir edilen bir köprü değil, dünya hayatında insanın ruhsal tekâmülünü tamamlayarak, aslı olan nura kavuşmak anlamına gelir. Cennet ve cehennem ise dünya yaşantısındaki ruhî hâlin sembol diliyle anlatımıdır. Eğer kişi tekâmülünü tamamlamak yerine nefsî dünyanın karanlığına batmış, hayatın cezbesinden ve varoluşun sonsuz deviniminden habersiz yaşıyorsa, cehennemi; can gözü açılıp, ruhu aydınlık ve esenlikle dolu yaşıyorsa cenneti dünyada yaşıyor demektir.

Hakikat kapısının makamları “Alçakgönüllü olmak, kimsenin ayıbını görmemek, yapabileceğin hiçbir iyiliği esirgememek, Allah’ın her yarattığını sevmek, tüm insanları bir görmek, birliğe yönelmek ve yöneltmek, gerçeği gizlememek, manayı bilmek, Tanrısal sırrı öğrenmek, Tanrısal varlığa ulaşmak”tır.


MARİFET KAPISI:

Marifet kapısı, ilahî aşkın dervişin gönlünde tutuştuğu ve kâmil insan mertebesine kadar kendisine mürşitlik edeceği ruhî ve manevî bir tekâmül aşamasıdır. Bu aşamadaki insana derviş denir.

Hacı Bektaş Velî’nin sözleriyle ifade edersek,“Marifet, Hakk’ı kendi özünde bulmaktır.” Bu mertebeye gelmiş kişi, neye yönelirse o alanda başarı elde eder. Eğer zahirî ilimlere verirse kendini öğrenme aşkıyla bir âlim olabilir, batınî ilimlere verir, dervişlik yolunda ilerlerse bir mürşid-i kâmil olup insanları irşat edebilir.

Şah İsmail, ocaktan gelen bir insan olduğu için çok erken yaşta tarikata girer, usta mürşitler tarafından eğitilir ve hızlı yol alır. Kısa zamanda tarikatın başına geçer. Şah İsmail’in dervişliği ve sufiliğinin yanı sıra bir hükümdarlığının da olması, tamamen içinde doğduğu sosyal şartlarla, doğrudan alakalıdır. İçinde yaşadığı şartlar marifetini, hükümdarlığa yöneltmesine neden olmuştur. Diğer taraftan bir tarikat şeyhi olması nedeniyle, tarikat kurallarını yeniden koymuş, bulunduğu tarikata bir dizi yenilikler getirmiştir. Nefesleri aynen Yunus Emre gibi, dergâh ve tekkelerde talipleri irşat amaçlı okunmaktadır.

Marifet kapısının makamları “Edepli olmak, bencillik, kin ve garezden uzak olmak, perhizkârlık, sabır ve kanaat, hayâ, cömertlik, ilim, hoşgörü, özünü bilmek, ariflik”tir.


TARİKAT KAPISI:

Dört Kapı Kırk Makam inanç ve felsefesinde ruhsal tekâmülün ikinci kapısı olan Tarikat Kapısı, Hacı Bektaş Velî’nin diliyle; “ikrar verip bir yola girme” kapısıdır. Bu kapıda yola girmek için pir, talibin olgunluk derecesini ölçmek için onu sınar. Bu sınav, çeşitli biçimlerle olabilir. Kişi bu sınavı başarırsa, o zaman tarikata (yola) alınır; “Alevî bilgelerinden Melulî, Bektaşî tarikatına girmek ister. Kendisine tâbi kılınan imtihan şöyledir: Yakın bir köye gidip orada anadan üryan soyunarak kendi köyüne kadar yürümesi istenir. Bu imtihanla Melulî’nin toplumsal baskıları ve horlanmayı ne oranda aştığını; ahlâk anlayışının ne olduğunu bilmek isterler. Melulî tarikata girmek için kendisinden isteneni yapar. Melulî’deki bu cesareti gören Bektaşî dervişleri hemen Melulî’yi yarı yolda karşılar ve kendisine yeni elbiseler verirler.

Bağdat şehrinin valisi olan Cüneyd-i Bağdadi, gençlik yıllarında tarikata girmek ve bir yola bağlanmak ister. Ustası Şibli, yola girmek için valiliği bırakıp Bağdat sokaklarında dilencilik yapmayı göze alıp alamayacağını sorar. Cüneyd-i Bağdadi bunu kabul eder ve eski yaşantısına dair ne varsa hepsini terk etmeye hazır olduğunu ispat eder. Bağdadi’ye piri Şibli tarafından önerilen ve bir çeşit imtihan niteliğinde olan bu öneriden maksat, Bağdadi’nin valilik yaptığı yıllarda edinmiş olduğu büyüklük hırsını (nefsini) törpülemektir.

Tarikat piri tarikata bağlanmak isteyen talibi çoğunlukla sözlü olarak da uyarır. “elme gelme, gelirsen dönme, gelenin malı dönenin canı‚ Bu yol ateşten gömlek, demirden leblebidir, bu yola girmeye karar vermeden önce bir daha düşün” derler.

Hacı Bektaşî Velî bu yolun ne denli zor ve çileli olduğunu, her kişinin değil, er kişinin sürebileceğini söyler. Yolun (tarikatın) inceliğini şöyle anlatır: “Yolumuz barış, dostluk ve kardeşlik yoludur. İçinde kin, kibir, kıskançlık, ikicilik gibi huyu olanlar bu yola gelmesinler.”

Tarikat kapısının özelliklerinden biri de bu kapıda ikrar verip musahip (ahiret ve yol kardeşi) tutulmasıdır. Musahip evli ve yola girmek isteyen çiftler arasından olur. Yine geleneksel olarak ikrar, pir, mürşidin ve rehberin de yardımcı olduğu bir ayin eşliğinde yapılır. Yola girenlere pir yolun duasını verirken diğer yandan da onlara öğütler verir. Onları kâmil ve olgun insan olma yolunda manevî yönden hazırlar. Toplum içerisinde olgun ve örnek insan olma yolunda ilerletir.

Tarikat kapısının makamları “Tövbe Etmek, bir mürşide talip olup ikrar vermek, temiz giyinmek ve manevi temizlik, iyilik yapmak ve iyilik yolunda savaşmak, Hakk yolunda hizmet etmeyi sevmek, haksızlıktan ve kul hakkından korkmak, ümitsizliğe düşmemek, ibret almak, nimet dağıtmak, cömert olmak, özünü fakir görmek, turap olmak”tır.


ŞERİAT KAPISI:

Hacı Bektaş Velî’ye göre şeriat; “Bir anadan doğmaktır.” Alevî gelenek ve göreneklerini ve Alevî şeriatını incelediğimizde temelinde tasavvuf ve bilgelik yattığını görürüz. Cem ayini, musahiplik (kişilerin kardeş olması), tevella teberra (Allah için, haklıdan yana, haksızlığa karşı durmak), semah (her şeyin durmayıp Allah’ı zikrettiği gibi zikretmek), ocakların ulularının ziyareti, matem yası (Allah için canını verenleri anmak), lokma dağıtmak gibi şeyler bunun açık örnekleridir.

Alevîlik bir tasavvuf yolu olduğu için her kavramın ve bu kavramla dile getirilen fiilin birden çok anlamı vardır. Bu katlı anlamlar kişinin ruhî açıdan olgunluk mertebesine göre birden değil, zamanla ve ilimle açığa çıkar, zihin dünyasında belirir. Örneğin bir arı; şeriat kapısındayken sıradan bal yapan bir böcektir; tarikat kapısındayken, arılıktan çıkar ve onun insanın, doğanın ve Allah’ın hizmetinde çalışan bir varlık olduğu belirir; marifet kapısında ise arının neden sürekli bal yapan bir varlık olduğu anlaşılır ve ders alınır; hakikat kapısında ise arı kalmamış, arı, insan, doğa ve Yaratıcı bir olmuştur.

Şeriat kapısındaki kişi aradığı soruların cevabını bulmak ve aydınlığa giden yolu aralamak için kendisine bir pir (pirini) bulur. Şeriat kapısındaki kişi ruhî dünyası, henüz karanlıkta olduğu için kendisine uygun bir pir seçmekte zorlanacaktır. Ancak pirlik makamına gelmiş bir usta kendisine gelen her talibi irşat edebilme yeteneğine sahiptir. Bu arayışlar süresinde yeterli çabayı ve azmi gösterirse kişi, eninde sonunda kendisine uygun bir yol gösterici usta-pir bulur.

Şeriat kapısının makamları “İman etmek, ilim öğrenmek, ibadet etmek, haramdan uzaklaşmak, ailesine faydalı olmak, çevreye zarar vermemek, Peygamberin emirlerine uymak, şefkatli olmak, temiz olmak, yaramaz işlerden sakınmak”tır.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder

Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu Forum Ana Sayfa -> Hünkar Hacı Bektaş Veli Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye