Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı  Forumu  Forum Ana Sayfa Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu

( YOLUMUZ İLİM , İRFAN VE İNSANLIK SEVGİSİ ÜZERİNE KURULMUŞTUR ! )
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Yalçın Bayer: Sönmeyen ışık

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu Forum Ana Sayfa -> Yazarlar - Makaleler
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
can



Kayıt: 13 Ksm 2007
Mesajlar: 147
Konum: ankara

MesajTarih: Cum Oca 15, 2010 10:08 am    Mesaj konusu: Yalçın Bayer: Sönmeyen ışık Alıntıyla Cevap Gönder

Yalçın Bayer: Sönmeyen ışık

Bu yıl yine on binlerce can, pazartesi günü Anadolu'nun sönmeyen ışığı Hacı Bektaş Veli'ye koşacaklar. Bir yılın hasreti ile Hünkár'ın eteğine yüzünü sürüp, Aslanlı Çeşme'den üç yudum su içerek yorgunluk atacaklar. Karadut ağacının gölgesinde dinlenirken, ateş çemberi içerisindeki Anadolumuz'un dününü ve bugününü düşünerek 23 Aralık 1919'da Mustafa Kemal Atatürk'ün Hacıbektaş'a gelişini yad edecekler.


Kurtuluş Savaşı'nın başlarında Atatürk, Hacıbektaş'a giderek hem Pir'e büyük önem verdiğini göstermiş, hem de Hünkár'ın ‘Hararet nar’dadır, sac'da değildir /Keramet baş'tadır, tac'da değildir /Her ne arar isen, kendinde ara/ Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değildir.'' sözlerine gönülden katılarak bağımsız Türkiye'yi kurmak için yegáne kudretin kendimizde olduğunu söylemiştir.


Atatürk, Hacıbektaş'tan ayrılmadan önce Cumhuriyet'in kurulacağını ilk olarak Alevi postnişini Çelebi Cemalettin Efendi'ye açıklamıştır. Hünkár Hacı Bektaş Veli'nin ‘İlimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ sözlerine Mustafa Kemal Atatürk ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’ diyerek katılmıştır.


Alevilik sıradan bir inanç, sıradan bir tarikat değildir.


Hacı Bektaş Veli ‘benim kabem insandır’ diyerek doğru insana, güzel insana verdiği önemi vurgulamıştır. İşte bu güzel felsefenin ürünü olan Alevilik, Anadolu insanının, kültürünün, zenginliğinin ortak ürünü olmuştur.


Devlet yılda bir defa Hacıbektaş'a gelip, boş vaatlerde bulunacağına Anadolu insanını anlatan, yaşamını şekillendiren, güzelliklerle bezenmiş ve her şeyden en önemlisi de sadece Türkiye'ye has olan bu zenginliğin gerçek anlamda kendisini ifade edebilmesine katkı sunmalıdır. Alevi inanç ve kültürü yozlaştırılmadan, araştırılarak toprak altında yatan ‘cevher’ gün ışığına çıkartılmalıdır. Alevi gelenek ve göreneklerinin yaşatılabilmesi ve Aşure Günü'nün resmi tatil ilan edilmesi için siyasilerimizden somut adım atmaları bekleniyor.


Türkiye'yi kurtarmak uğruna yaşanan kutuplaşmalar, bölünmeler, zıtlaşmalar ne yazık ki ülkemiz sorunlarını çözmek yerine daha da karmaşık hale getirdi. O halde bizlere düşen birbirimizin farklılıklarını zenginliklerimiz olarak kabul ederek, hoşgörü ve sevgiyi kendimize bayrak edinmektir. El ele vererek Yunus Emre, Mevlana ve Hacı Bektaş Veli hümanizmini ülkemiz sınırları dışına taşıyabildiğimiz noktada, Türkiye kendi öz kimliği ve zenginliğiyle etrafını saran ateş çemberinden 1920'li yıllarda olduğu gibi çok daha rahat sıyrılabilecektir.


Ali KILIÇ-Köln/ALMANYA



CAN YÜCEL ANISINA



BÜYÜK kalem üstadı ‘‘Şehir eşkıyası', Lemancılar'ın ‘Can Baba'sı Can Yücel, sevdalılarını yetim bıraktı. Küfrün sihirbazıydı. Anısına Leman dergisinde 26.7.1999'da çıkan 'Son goygoylamada da' başlıklı son şiirinden neler çıkarıyorsunuz?


‘‘Sokakta, evde ekranda /Çat-burda çat kapı ardında /Zırt-pırt karşımıza çıkan /Bu suretsiz suratsız suratlardan /Bu yüzsüz yüzlerden el'aman! /Bunların portresi bile yapılmaz ulan!’’


Yine bu yıl Leman'da yer alan ‘İmla' başlıklı yazısında aşağıdaki paragrafta ise kimlerden söz ediyor acaba?


‘... yolunun imlası bozuk bir yolculukta yeter ki ölümcül kaza olmasın... İşin bok tarafı, başı belaya girenler, başımızı belaya sokanlar ölmüyor da, mazlumlar ölüyor yazık ki.’’

Can Yücel'i bütün Türkiye özleyecek.

Çiller'i kutlarım!


DYP ile ilgili değerlendirmelerinden dolayı Hüsnü Akıncı'ya katılmamak elde değil. Ancak bu tenkitleri ben 2.5 yıl önce yaptığımda pek taraftar bulamadım. Eğer gizli bir el DYP'yi bu hale getirmek için uğraş vermiş olsaydı, Çiller kadar başarılı olamazdı. Çiller'i tekrar tekrar kutlamak lazım; zira bunu ancak Çiller Ailesi başardı. Eğer kendisine güvenebiliyorsa olağanüstü kongreye gitsin de görelim. Zira salona dahi giremeyecek haldedir.

Ali DEMİRCİOĞLU-DYP Mersin eski Merkez İlçe Başkanı

400'den fazla TIR, 10 günden beri İran sınırındaki Gürbulak sınır kapısında Türk gümrüğünde tutulmaktadır. Tutulma gerekçesi olarak TIR'ların standart dışı mazot deposu olması gösterilmektedir. Bekletilen TIR'lardan üçünün üzerinde Azerbaycan'dan getirttiği Polietilen var. Malı biten sanayici, bu hammeddeyi bekliyor. Mazot işini devlet teşvik etti, şimdi ise ne oldu? TIR'ların suçu varsa gereği yapılıp, bizim yüklerimizin boşaltılması temin edilemez mi?
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder

Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu Forum Ana Sayfa -> Yazarlar - Makaleler Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye