Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı  Forumu  Forum Ana Sayfa Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu

( YOLUMUZ İLİM , İRFAN VE İNSANLIK SEVGİSİ ÜZERİNE KURULMUŞTUR ! )
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

ALEVİLİĞİN YENİDEN DOĞUŞU ( İsmail Saçlı 31.05.2010 )

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu Forum Ana Sayfa -> Yazarlar - Makaleler
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Datça Hacibektas
Site Admin


Kayıt: 03 Ksm 2007
Mesajlar: 213

MesajTarih: Cum Hzr 04, 2010 1:05 pm    Mesaj konusu: ALEVİLİĞİN YENİDEN DOĞUŞU ( İsmail Saçlı 31.05.2010 ) Alıntıyla Cevap Gönder

ALEVİLİĞİN YENİDEN DOĞUŞU


Bir önceki yazımda Alevi Örgütlenmesine deyinmiştim. Sadece örgütlenme ve cemevleri ile kalmadı, Alevilik, Bektaşilik, kentte yeniden doğdu. Kentleşen Alevilik, Avrupa’dan, Balkanlardan Türkiye’nin en ücra köşesine dalga dalga canlandı. Tarihlerinde yazdığı gibi Aleviler Anadolu topraklarına yerleşene kadar gezer, göçer değişik isimlerle anılarak bugüne gelindi. Anadolu Alevliği dediğimiz, inancımız 4 kapı, 40 makam. Mürşit, Rehber, Pir, sistemi ile yol erkan süren, ser çeşme Hünkar Hacı Bektaşi Veli’yi kabul eden anlayışla şekillenen Aleviliği inanç gören siyasi etkilenmelerden arınarak yol sürdüren Aleviler, kentte sakladıkları kimliklerini beyin ve kalplerine hapsettikleri inançlarını dışa çıkarıp iş arkadaşları ile komşuları ile çevresi ile konuşmaya, yaşamaya, yaşatmaya, anlamaya, anlatmaya başladı. Köylerde, hepimiz çiftçi, hayvancılıkla uğraşan insanlardık. 72 milleti severiz deyip, şehir yüzü görmeyen, kendimizden başka bir ırkla milletle, mezheple, ortak alanlarda yaşam bulmayan topluluklardık.

Alevilerin tarihte kırılma noktaları oldu. Katliamlara, uğradıkları sürgünleri tek tek anlatmaya bu yazımda değinmeyeceğim. Hepiniz biliyorsunuz. 1950 yıllardan sonra kentte göç eden aleviler, kimliklerini saklayarak yaşamaya çalıştılar. Aileler çocuklarına aman okulda öğretmen ve arkadaşlarınıza alevi olduğunuzu söylemeyiniz diye tembih ederlerdi. Maraş, çorum, Malatya, Sivas gibi 1977 yıllardaki şehirlerde Alevilerin toplu katledilmesi de şehirlere göçün engellenmesi ve Alevilerin devlet imkanlarından yararlanmamasının önünü kesmek oldu. Aleviler muhalif kimliklerinden dolayı sol, siyasal yapılarda yer aldılar. O konjöktorde de Alevi gençleri yok oldu. Zay oldu. Süreci hepiniz biliyorsunuz. Geldik. 12 eylül 1980 Askeri darbe, Alevi köylerine yoğun baskı, göz altılar, işkenceler, zorla köylerine cami yaptırma ve şehirlerde sindirme, iş ve çevrelerinde oruç tutma, namaz kılma, camiye giden alevi sayısı arttı. İsteyerek gidene diyecek yok ama işi için aşı için komşu ve patron baskısından dolayı gidenlere yazık değilmiydi. İnancın baskısı değilmiydi. İşte cemevleri kurulmaya başlandı. Alevi inancımızı yaşamak işkence nedeni olmaktan çıktı.

Bu sürece de bir göz atacak olursak, şeriatın ve Türban gösterilerinin yoğunlaştığı bir ortamda Özal dönemi, 1986 yıllarda AB açılımları özel kanalların açılması, biraz daha ifade özgürlüğü oluştu. Sn. Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın kırmızı koltukta, Aleviyim, Dedeyim demesi devletteki kimliğini saklayan yetkililerde de bir uyanış bir onurlu duruş sergileme cesareti geliştirdi. Tabanda ufak esnafımız da, işçimizde, herkeste bende aleviyim demeye başladı. Komşumuza, iş ortamımıza, patronumuza devlet dairesinde, belediyelerde artık ben aleviyim diyebilme sürecini yaşarken 1988 de Avrupa’da Alevi isimli dernekler kurulmaya başlandı.

Türkiye de Pir Sultan adına dernek açıldı ve kanlı Sivas dediğimiz madımağı yaşadık. 37 can yandı, işte kırılma noktası ve ayağa kalkış, Alevice haykırış ve cemevlerimizin, inşası oluşması bu herkesin artık benimde ibadethanem cemevi demeye başlattı.

Kentlerde cemevleri oluşmadan önce hiçbir köyde cemevi yapılmamıştı. Cemevler büyük evlerde yapılırdı. Ama cemevi binası yoktu şimdi her köyün derneği, kentteki gibi ismini koyarak, cemevi yaptırıyor bunu yapan dernek yöneticilerine bin selam olsun.

İlk oluşumlarda insanlar örnek alacak çalışma olmadığından, el yordamı ile maddi imkansızlıklarla ürkek ve korkak, bakışlarla bir eser ortaya çıkardı, dudak bükenler oldu, sizin diğer gericilerden farkınız ne diyen, sözde alevi ilericileri, şimdi bu cemevlerinin yönetimine girmek için, on takla atıyorlar. Ne mutlu bu mücadeleyi yürüten insanlara ve yol arkadaşlarımıza, Alevi kimliğini resmileştirmek için uzun yıllar mahkemelerde uğraşıldı,Avrupa’da Alevi adına yasal engel yoktu ama Türkiye’de yasalar engeldi 1995 yıllarla 1998 yılları arası bu mücadele verildi. Şimdi cemevleri yasal statüde olmasa da Türkiye’de 2000 yakın kente köyde cemevimiz var. Sorularımızın çözümü için müzakere masasından kaçmadık, ödünde vermedik sürece katkı sunduk sonucu bekliyoruz. Yazımın başında da dediğim gibi köyde sadece çiftçi idik. Kentte her meslek dalındayız. Hukukçuyuz, doktoruz, iş adamıyız, sanayiciyiz, mimarız, mühendisiz, politikacıyız, belediye yöneticisiyiz artık kentte varız, kent kültürü ile yaşamaya çalışıyoruz. Aleviliği araştırıyoruz, bilimsel öğrenmeye, öğretmeye çalışıyoruz. 72 milleti tanıdık, tanıyarak aynı gözle bakıyoruz. Sünni inancından yoldaşlarımız oldu. Aynı yolu sürmeye başladık. Cemevlerimizi cümbüş evi diye bakan zihniyet değişti. Cumhurbaşkanı cemevi açtı. Bakanlar cemevlerini ziyaret etmeye başladı. Belediyeler cemevlerine yardım yapıyor. Bu gelişme köylerdeki yurttaşlarımızı cesaretlendirdi. Dede, hoca ihtiyaçlarını cemevleri çözmeye başladı. Alevilik gizlilikten çıktı. Açıkça cemlerimiz yapılıyor. Köyler boşalabilir, insanlar göç edebilir ama kentlerde artık varız. Var olacağız. Tv’lerimiz var, radyolarımız var, Kurumlarımız var bu yolda ilk kervana katılıp yola kervanı katan yiğit insanlara selam olsun.

Bir not düşerek yazımı noktalayım, Okmeydanı Cemevinin önünde ışıklı tabelada yazılı olan Alevi kelimesi 1997 de benim için o binayı yapma gururu kadar önemli idi. Alevi kültür merkezi o tarihten bugüne yazılıdır.



31.05.2010
İsmail SAÇLI

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder

Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu Forum Ana Sayfa -> Yazarlar - Makaleler Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye