Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı  Forumu  Forum Ana Sayfa Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu

( YOLUMUZ İLİM , İRFAN VE İNSANLIK SEVGİSİ ÜZERİNE KURULMUŞTUR ! )
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Alevi-Bektaşi Felsefesi

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu Forum Ana Sayfa -> Alevilik Öğretisi
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Atilla Yıldırım



Kayıt: 12 Ksm 2007
Mesajlar: 97
Konum: İstanbul

MesajTarih: Sal Ksm 13, 2007 2:31 pm    Mesaj konusu: Alevi-Bektaşi Felsefesi Alıntıyla Cevap Gönder

Alevi-Bektaşi Felsefesi

Halkbilim 19'uncu yüzyılda ortaya çıkmıştır. Türkiye'de 1923 Devrimi'yle ilan edilen cumhuriyetten sonra Anadolu'da halkbilim araştırmaları yapıldı.
Bir din, mezhep ya da tarikat konusu üzerinde inançlar dışlanarak salt bilimsel yöntemlerle toplumda yapılan araştırmalar da halkbilim kapsamına girebilir. Halk kesimindeki söylenceler, masallar, şiirler, destanlar, öyküler, fıkraların dile getirdiği gerçekler, bilim adamı için değerli göstergelerdir. Türkiye'de bir tür halk filozofu sayılabilecek olan Nasrettin Hoca üzerine araştırmalar yapıldı. Ancak tümüyle Anadolu toprağının ürünü olan Bektaşi babası (ya da Baba Erenler) üzerinde yeterli araştırma yoktur.
Oysa Baba Erenler ya da Bektaşi Babası'nın felsefesi yalnız Bektaşi tarikatını ilgilendirmiyor; bu dünya görüşü Anadolu insanının benimsediği bir mizahı belirliyor, felsefeyi içeriyor.
Bu bakımdan üzerinde düşünmek ve tartışmak için aşağıdaki Bektaşi fıkralarını seçtim:

1
Bektaşi bir gün camiye uğramış, minberdeki hoca Allah'ın bimekan (mekansız) olduğu yolunda vaaz veriyormuş:
- Allah ne yerdedir, ne göktedir, ne sağdadır, ne soldadır, ne uzaktadır, ne yakındadır...
Bektaşi seslenmiş:
- Ulan, şuna yok diyeceksin, ama dilin varmıyor.

2
Softanın biri çevresini korkutuyormuş:
- Böyle günah işlemeye devam ederseniz, kıyamet kopacak, dünyanın altı üstüne gelecek...
Bektaşi:
- Gelsin imanım, demiş, şu dünyanın haline bak, belki altı üstünden iyidir.

3
Bektaşi'nin iki öküzü varmış. Biri kırmızı, biri sarı. Kırmızı öküz lanet, tembel, çalışmaz, durmadan yermiş. Sarı öküz iyi huylu, çalışkan, yeterince yer, tarlayı sürermiş. İş o kerteye gelmiş ki canına tak diyen Bektaşi ellerini kaldırıp dua etmiş:
- Ey Allahım, şu kırmızı öküzün canını al da kurtulayım. Ertesi sabah ahıra girince ne görsün, sarı öküz ölmüş, kırmızı dipdiri duruyor.
Bektaşi dışarı çıkmış, yoldan geçen küçük bir çocuğu alıp gelmiş:
- Evladım bunun hangisi kırmızı?
‚ocuk kırmızı öküzü gösterince Baba Erenler ellerini havaya kaldırmış:
- Bacak kadar çocuk öküzlerin rengini ayırıyor da sen ayıramıyorsun!..

4
Camide hoca vaaz verirken 'Cennet Atı burak'tan söz açmış:
- Başı mağrıptadır, kuyruğu maşrıktadır... Bektaşi dayanamamış:
- Ulan hoca, üstüne bindin, deh dedin, nereye gideceksin?..

5
Bektaşi dere kıyısında demlenirken biri kucağında biri yanında iki çocukla bir kadın gelir. Baba Erenler'e der ki:
- Kundaktaki yavrumu biraz tut. Ben şu küçüğü karşıya geçireyim, sonra bunu da gelip alırım.
Kadın küçüğü karşıya geçirdikten sonra döner, kundaktaki çocukla dereye girer, ama, ayağı kayınca sulara kapılıyor boğulur. Bektaşi bakar ki karşıdaki çocuk ağlıyor, ellerini yukarı kaldırır:
- Ulan, der, şu işi ben yapsam cehennemde canıma okurdun ya...

6
Bektaşi Mısır'a gitmiş, bakmış sokaklarda sırmalı üniformalar giymiş canlı, kanlı, besili adamlar dolaşıyorlar.
Sormuş:
- Kim bunlar?
- Hidiv'in kulları...
Baba Erenler yine gözlerini göğe çevirmiş:
- Bir Hidiv'in kullarına bak, demiş, bir de senin kuluna bak da utan!..

7
Köylü yağmur duasına çıkıyormuş, Bektaşi'ye 'sen de gel' demişler. Baba Erenler kalabalığa katılmış, yolda küçük tarlasının yanından geçerken elindeki sopayı tarlaya dikmiş, göğe bakarak:
- Bizimki de, demiş, burası!..
Duadan sonra bir yağmur bir yağmur, ortalığı seller basmış. Bektaşi'nin tarlasında tohum toprak ne varsa sular almış götürmüş. Bu manzarayı gören Bektaşi ellerini yukarı kaldırmış:
- Ulan, demiş, kabahat sende değil, bu tarlayı sana gösteren pezevenkte!..
Yukarıda örnek gösterdiğimiz fıkralar dünyanın bir başka yerinde rastlanamayacak bir mizah felsefesini sergilemektedir.

Mizah, inanç, akıl...

İnsanın ne zaman neye güldüğüne ilişkin incelemelerden çıkan sonuçlar, mizahta eleştirel aklın varlığı konusunda birleşiyorlar. İnançtan mizah çıkmaz, çünkü inanç yaşanan olayları yerecek bir içerik taşımaz, mümin, itaatkardır, kulluk tevekkülle özdeştir. Allah'ın yarattığı düzende her olay ve olguya boynunu eğen mümin cami ya da kilise öğretisine karşı çıkmayı düşünemez. Dinsel öğretimin kalıplarında aklını eritmiş, eleştirel bakışını ancak dinsel kurallara uymayanlara çevirmiş bir softanın şimşeğini kullanıp mizah yapması olanaksızdır.
Oysa yukarda sunulan yedi fıkrada, Tanrı fikrine, toplumsal düzene yöneltilmiş köktenci eleştiriler güldürü içeriğinde dile getiriliyor.
Bu fıkralarda Bektaşi Baba'sının Allah'a 'ulan' diye hitap etmesi de üzerinde durulacak bir noktadır. 'Ulan' sözcüğü kullanılışına göre anlam değiştiren bir hitap biçimidir. Kimi zaman hakarete dönük bir sesleniştir, ama çoğu zaman, bir yakına, sevilen birine, içtenlikli bir dosta serzenişte bulunmak ya da sitem etmek için kullanılır. Kul ile Tanrı arasındaki ayrılığı kaldıran evrensel birlik felsefesinde, Bektaşi ile Tanrı arasında ayrı gayrı yoktur, fıkralardaki üsluba egemen olan, bu yakınlıktır.
Bektaşilik-Alevilik inancında beliren dünya görüşü, Aydınlanma'ya açık bir felsefedir; nitekim Bektaşi nefesleri denilen şiirler de mizah da Bektaşi fıkralarındaki mizahı içeriyor:

Ademi balçıktan yoğurdun yaptın
Yapıp da neylersin, bundan sana ne
Haltettin insanı cihana saldın
Salıp da neylersin bundan sana ne

Bakkal mısın teraziyi neylersin
İşin gücün yoktur gönül eylersin
Kulun günahını tartıp neylersin
Geçiver suçundan bundan sana ne

Hıristiyan ortaçağında, Alevi-Bektaşi inancının eleştirel bakış açısına yakın bir mezhep görülemiyor.
Alevilik Sünniliğe karşı daha İslamın ilk çıkışında tohumlanmıştır; Protestanlık, Hıristiyanlığın çıkışından 16. yüzyıl; Aydınlanma, 18 yüzyıl sonra uç verdi; Tanrıyı ve dini eleştirel akıl süzgecinden geçirmek için, Avrupa, bu düşünceyi oluşturan maddi altyapının değişmesini bekledi.
Anadolu'da bu bakımdan özel bir olgu söz konusudur.

Jön Türkler, İttihatçılar, Baba Erenler

Bektaşilik-Alevilik felsefesi, Avrupa'da insanlık tarihini değiştiren ÔAydınlanma' hareketiyle ne zaman tanıştı?.. Bu iki olgu arasında bir ilişki ne ölçüde kuruldu?..
Bu soruların yanıtlarını ortaya koymak için yeterli çalışmalar yapılmış değil. Ancak Jön Türkler ve İttihatçılar kesiminde Bektaşiliğin yaygınlığı bilinen gerçek!..
Rönesans ve Reform hareketleri Avrupa ile sınırlı kalmış Osmanlı İmparatorluğu'nda yeterince yankı uyandırmamıştı. Bunu her iki olayın Hıristiyanlık dünyası içinde kalmasına bağlayabiliriz.
Aydınlanma Felsefesi Hıristiyanlığı sorguladığından Osmanlı aydınları arasında ilgi uyandırdı. Gerçekte Aydınlanma felsefesi, eleştirel aklın mahkemesinde her şeyi yargıladığı için yalnız Hıristiyanlık şeriatını değil, bütün dinleri sorguluyordu.
Kimi Avrupalı tarihçiler Voltaire'in çevresinde Bektaşi Babaları'ndan ve Bektaşi tekkelerinde bir Aydınlanma hareketinden söz açıyorlar. Namık Kemal'in Bektaşiliğe yakınlığının yanı sıra Jön Türkler'in ve İttihat Terakki ileri gelenlerinin Bektaşiliği bir raslantı olmasa gerek. Mustafa Kemal'e dönük Bektaşilik savları da buna eklenirse, Aydınlanma Devrimi'ne açık bir olgudan söz açılabilir.
Buna karşılık Anadolu'da aydınlanma ve laikliğe başından beri ters düşen tarikatlar da eksik değildir. Nakşibendiliğin bu alandaki işlevi çarpıcıdır. 31 Mart Vakası'nın kahramanı Derviş Vahdite bir Nakşibendi idi. 1925'te Doğu Anadolu'da Cumhuriyet devrimine kıyam eden Şeyh Sait, Nakşibendi tarikatındandı. 1930'da Menemen isyanının elebaşısı Derviş Mehmet Nakşibendi idi. Türkiye'nin siyasal yaşamında laikliğe karşı irticanın simgesi sayılan Said'i Nursi Nakşibendidir; bu zincirin halkaları son yıllara dek uzanmaktadır.
Sonuçta sanayi devrimini gerçekleştirmemiş bir toplumda, tarikatların siyasal yaşamda oynadıkları rollerin önemi ortaya çıkıyor.
Cumhuriyet Devrimi, yüzyıllar boyunca süregelen Sünni devlet egemenliğine son verdiğinden Alevi-Bektaşi kesiminin tam desteğini sağlıyor.
Atatürk devrimleri içinde en önemlilerinden sayılan kadın haklarının yasaya bağlanması bile Alevi-Bektaşi kültürüne denk düşüyor, toplum içinde Kızılbaşlar'a dönük iftiraların göğüslenmesi daha geniş kesimlerden gelen destekle güç kazanıyor; kadının cumhuriyetle birlikte hayata karışması, Alevi-Bektaşi kültürünün yabancısı olmadığı bir devrimdir.

Sonuç

Sonuçta Anadolu aydınlanması, halk kesiminde doğal desteğini ve yandaşlarını Alevi-Bektaşi kesiminde bulmuştur.
Bu, Alevi-Bektaşi kültürünün Aydınlanma Felsefesi'nin akılcı öğretisiyle özdeş olduğu anlamına gelmediği gibi, Alevi-Bektaşi kesiminde Aydınlanma'nın şafağını içeren bir felsefenin izleri de görmezlikten gelinemez.
Sonucu yine bir Bektaşi fıkrasıyla bağlamak doğru olur. Bir mecliste 'tütün haram mıdır, helal midir?' tartışması açılmış. Bektaşi babası da tiryaki olduğundan sormuşlar:
- Erenler sen ne dersin, tütün haram mı, helal mi?..
Bektaşi:
- Helalse içiyorum, demiş, haramsa yakıyorum.
Tarihin dialektiğinde Alevilik-Bektaşilik kültürünün Aydınlanma Felsefesiyle Anadolu'da bütünleşmesi, evrensel bir olgu değeri taşıyor; inancın akılla buluştuğu alanlar az olsa da yok değildir.

İLHAN SELÇUK

_________________

Cahil bize dinsiz demiş sevgidir dinimiz bizim...!
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et Yahoo Messenger MSN Messenger

Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu Forum Ana Sayfa -> Alevilik Öğretisi Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye