Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı  Forumu  Forum Ana Sayfa Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu

( YOLUMUZ İLİM , İRFAN VE İNSANLIK SEVGİSİ ÜZERİNE KURULMUŞTUR ! )
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

BÜYÜK ALEVİ KURULTAYININ ARDINDAN (Abbas TAN )

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu Forum Ana Sayfa -> Yazarlar - Makaleler
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Datça Hacibektas
Site Admin


Kayıt: 03 Ksm 2007
Mesajlar: 213

MesajTarih: Çrş Şub 09, 2011 8:47 am    Mesaj konusu: BÜYÜK ALEVİ KURULTAYININ ARDINDAN (Abbas TAN ) Alıntıyla Cevap Gönder

BÜYÜK ALEVİ KURULTAYININ ARDINDAN (Abbas TAN )

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfının düzenlediği BÜYÜK ALEVİ KURULTAYI birçoklarına büyük bir ders verdiği gibi birçokları da bu kurultayın sonucunda hak ettikleri tokatı yemiş oldular.

Öncelikle Demokratik Alevi Hareketini bölüp parçalamak isteyen nice güçler devreye girdiler biraz başarılı oldular gibi gözükseler de ne yazık ki istedikleri sonuca olaşamadılar. Bu yüzden de hareket her geçen gün güç kazanmaya başladı. Bu defa da bazıları var olan mevcut güçten nemalanmak istediler. Bu nemalanma maddi anlamda değil tamamen siyasi anlamda nemalanmaya dönüştü.
Yapılan etkinlikleri kim başlattı, başarılı olabilir mi? Başarılı olursa bizim halimiz ne olur hesabı yapılmaya başlandı.
Bundan iki yıl önce Maraş olaylarını anmak için Narlı kasabasında yapılan etkinlikle Adana’da yapılan etkinlik gücümüzü parçalamak için adeta alternatif etkinlik olarak yapılmıştı ve dışarıya karşı bir başarı gibi gözükse de bizler memnun olamamıştık.

Hacıbektaş etkinliklerine birkaç yıldır Alevi Kültür Dernekleri ile Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri farklı hareket ederek ve tabanına net bir karar bildirmeden son ana kadar oyaladılar,son anda tabandan gelen baskılara dayanamayarak katılmak zorunda kaldılar. 9 Kasım Ankara ve 8 Kasım İstanbul mitinglerinde Alevi Kültür Dernekleri son güne kadar örgüte ne yapacaklarını açıklamadılar. Örgüt genel merkezin kararsızlığı karşısında gerekeni yaptı ve Alevilerin sesinin duyulması konusunda desteğini tam olarak yansıttı.

Yapılan etkinlikler yirmi yıla yakındır Avrupa, Türkiye ayrımı yapılmadan birlikte yapılmaktaydı. AABK Genel Başkanı ile Türkiye ABF Genel Başkanı her yerde yan yana olurlarken taban memnun oluyor güç büyüyordu. Birileri büyüyen bu güç bana yeter dercesine Avrupa Türkiye ayrımını öne sürdü ve yapılan etkinliklere Avrupa çağırılmadı.
Avrupa da bu konuda sessiz kalmadı sesini yükseltti, tabanda bundan rahatsızlık duydu ve son günler güç kaybedilmeye başladı.
Kayıplar Genel Başkan düzeyindeki birkaç kişiyi rahatsız etmedi.
Rahatsızlıkları gördüğüm için birkaç defa bu konuda kurum yöneticilerine yazılar yazdım. Yanlışlıktan kurtulalım demiş olmamıza rağmen kimseler kulak asmadılar. Sayın Veliyettin Ulusoy ise uzunca bir süre sessiz kaldı. Acaba günün birinde bu yöneticiler akılları başlarına gelirde yanlışın neresinden dönülürse kardır derler diye bekledi ama gördü ki kimsenin böyle bir derdi yok aldı yanına vekilini tıpkı geçmişte olduğu gibi düştüler yollara.

Elbette derinden ve büyük bir ses duyulmaya başlayınca bu defa birileri başladı bu etkinlikle katılmaya ama insanlar mürşidimiz Sayın Ulusoy’un çalışmalarına yama olanların ne yapmak istediklerini çok iyi anlamışlardır.
Sayın Mürşidimiz Veliyettin Ulusoy çalışmalarını devam ettirecektir. Taliplerin ayaklarına gitmeye devam ettikleri sürece Dernek dedeleri, Cemevi dedeleri de öyle köşkte oturur gibi oturmanın Aleviliğe ve Alevilere bir şey kazandırmadığını görüp onlarda taliplerinin yanına kadar gitmek zorunda kalacaklardır. Kendi memleketindeki, köyündeki, kasabasındaki taliplerini bırakıp ta Avrupalardaki başka ocak taliplerine sahiplenmeye çalışan dedelere de bu bir örnek olur düşüncesindeyim.

Kurultaya gelince; elbette güzel bir sonuç bildirgesiydi, eksikleri noksanlıkları olsa da herkesin kabul ettiği başlıklar bir anlam ifade ediyor.
Keşke kapristen, bencillikten kurtulup da bu genel çağrıya günler önce ABF, AKD, PSAKD de katılsalardı adına Büyük Alevi Kurultayı denilen bu etkinlik belki de unutulmayacak bir etkinlik olacaktı.
ABF Genel Başkanı Sayın Ali Balkız sanırım kendi inisiyatifi ile hareket etme imkânına sahip değil ki örgütünü toplayıp bu konuda neler yapacağını tartışmaya bile gelemedi.

Alevi Kültür Dernekleri GYK toplantısında bu konuyu gündemine aldı, toplantıda etkinliğe katılma kararı alındığı söylenmesine rağmen uzunca bir süre şubelerine yazı dahi yazmaktan kaçındı ve sonunda bazı şubelere “isteyen katılabilir” şeklinde yazı gönderdi. Birçok şubelere hiç bilgi dahi verilmedi.

Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri sadece temsilci düzeyinde katılma kararı aldı ve Kurultayın birinci gününe Danışma Kurulu toplantısı yaptı ki Üst düzey yöneticilerinin en azından birinci günkü yöneticilerin yatıldığı toplantıda bulunmasınlar diye.
Sonuçta Büyük Kurultay sabahı erken saatlerde salon tıklım tıklım dolunca bu defa üç genel başkan da bu toplantıya katılmak zorunda kaldılar.
Burada amaç şu idi.

Kurultayda beklenen katılım olmasaydı “bakınız biz yoktuk sonuç bu oldu” diyeceklerdi ama istedikleri olmayınca örgütlerin gelmesini engellerlerken kendileri salona geldiler ama üzülerek belirtelim ki özellikle AKD ve PSAKD Genel Başkanları salonda oturacak yer bulamadılar. Kendi şube Başkanları dahi yer vermediler de salon görevlileri seyyar koltuklar temin ederek çıkış koridorlarının yerleştirdiler ama her iki Genel Başkanın koltukları da seyyar olduğu için sallanıp duruyordu ve dikkatlerden kaçmadı.

Sonuçta her üç kurumun genel başkanları da söz verildiği için çıkıp kürsüden konuştular ama üçü de salondan istedikleri desteği alamadılar ve çok şubeli, çok üyeli iki kurumun başkanı da konuşmalarından kısa bir süre sonra salonu terk etmek zorunda kaldılar.
Bunlar bizim kurumlarımızın iç işleyişine yakışmıyor.


Aleviler sahiplenmeyi biliyorlar.

Her üç genel başkan (ABF, AKD, PSAKD) aradıklarını bulamadılar ama Savcı İlhan Cihaner anons edildiğinde salon yerinden oynadı hele salondan ayrılıyor anonsu ile izleyicilerin tamamına yakını (Protokol hariç) dakikalarca ayakta alkışladılar.
Sayın Seyfi Oktay salona geç gelmiş olmasına rağmen gerekli ilgiyi gördü ve memnuniyetini mimikleri ile dile getirdi.

Bütün engellemelere rağmen beklenen katılımın olması,6 Martta İzmir mitingi kararının alınması işin bir başka yanını oluşturmaktadır. İzmir mitingi kararı gereğince kanuni formalitelerin başladığı gün yani İzmir Valiliğine müracaatın yapıldığı gün ABF adına da aynı gün aynı saat aynı alanda aynı anlamda miting yapmak için müracaat edilmesi de ayrı bir üzüntü kaynağıdır.

Yapılan bu yanlış uygulamaların, örgütlerin tabanı tarafından kaygıyla izlenmesi sanırım kurum başkanlarını ve yöneticilerini bir defa daha düşünmeye zorlayacaktır.
Demokratik Alevi Hareketi içerisinde yer alan hangi kurum olursa olsun iyi ve güzel şeyler yaptığı sürece taban her türlü desteği verecektir, yukarıdaki kavgalarda bir süre sonra bitecektir çünkü bu kavgayı başlatanlar öncelikle kendileri biteceklerdir.

AKD isin değiştirecekmiş.

Aleviler ilk örgütlenmeye başladıkları yıllarda Alevi sözcüğünü, cemevi sözcüğünü kullanmak suç olduğu için Alevi ulularının isimleri altında dernek ve vakıflar kurulmaktaydı. Tüzüklerinde Alevi yâda Cemevi geçtiği için yargılanan başta Kayseri HBVKD olmak üzere Ankara, İzmir, İstanbul’da birçok dernek ve vakıflar yıllarca yargılandılar sonuçta berat ettiler. 2002 yılında ABF mahkeme kararıyla bu ismi kullanmaya başlayınca artık herkesin gerçek Alevilik kimliği ile örgütlenmeleri gerektiği kabul gördü.

HBVAKD isim değiştirerek Alevi Kültür Dernekleri oldu. Kayseri Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ise Kayseri Alevi Kültür Merkezi oldu. Bütün derneklerin de buna benzer isimlere dönüştürülmesi beklenirken Alevi Kültür Dernekleri Genel Yönetim Kurulu içerisindeki birkaç üye sanırım Alevi sözcüğünün siyasi yâda ticari anlamda sıkıntısını yaşayacaklarından yeniden Hacı Bektaş Derneği olarak değiştirilmesi mücadelesini vermekteler.

AKD nin logosunda Hünkâr Hacı Bektaş Veli var ve herkes gururla, onurla bu rozetleri yakalarında, kalplerinin üzerinde taşımaktadırlar. Ama Alevi Kültür Dernekleri adı birilerini rahatsız ediyorsa onlarda derneğin adını değiştirme yoluna gitmesinler kendilerine başka bir yer bulsunlar saygıyla karşılayalım.

Tüm AKD yöneticilerin ve üyelerine sesleniyorum. Lütfen bu yanlışlığa fırsat vermeyin. Birilerinin kişisel hırsları, kaprisleri yâda farklı çıkar hesapları için alet olmayın. Alevilerin bulunduğu her ilde, ilçede, kasabada, köyde Kırmızı zeminli Alevi Kültür Dernekleri levhalarını onurla, şerefle ve gururla bulunduralım.

8.2.2011
Abbas Tan

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder

Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Muğla Datça Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Forumu Forum Ana Sayfa -> Yazarlar - Makaleler Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye